Uzmanlar, AB'nin İsrail'e yaptırım kararı almamasını "hayal kırıklığı" olarak niteledi

AB'nin insan hakları ihlallerine rağmen İsrail'e yaptırım uygulamaması, hukuk uzmanlarınca ciddi bir hayal kırıklığı olarak değerlendiriliyor.

Dünya 22 Temmuz 2025
Uzmanlar, AB'nin İsrail'e yaptırım kararı almamasını "hayal kırıklığı" olarak niteledi

Avrupa Birliği (AB) ve uluslararası ceza hukuku uzmanları, Birliğin işgal altındaki Filistin topraklarında insan hakları ihlallerinde bulunduğunu tespit ettiği İsrail'e yaptırım kararı almamasının "hayal kırıklığı" oluşturduğunu ifade etti.

AB dışişleri bakanları, İsrail'e yaptırım ve Ortaklık Anlaşması'nın tamamen ya da kısmen askıya alınması gündemiyle 15 Temmuz'da toplandı ancak bakanlar, İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi ülkelerin bu yöndeki çağrısına rağmen anlaşmanın askıya alınması konusunda uzlaşamazken, özellikle Almanya ve Avusturya gibi ülkelerin itirazı nedeniyle Tel Aviv'e yönelik herhangi bir yaptırım kararı da almadı.

Bu hamle birçok uzman ve sivil toplum kuruluşu tarafından eleştirilirken İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, AB'nin yaptırım kararı almamasını Tel Aviv için "diplomatik zafer" olarak niteledi.

İngiltere'nin Bristol kentindeki Batı İngiltere Üniversitesinde uluslararası ceza hukuku profesörü Gerhard Kemp ve Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kurumları Ofisi Direktörü Eve Geddie, 15 Temmuz'daki AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sonuçlarını AA muhabirine değerlendirdi.

 "Hukuki değerlendirmeye dayanmayan siyasi bir karar"

Profesör Kemp, AB'nin kendi incelemesi sonucunda İsrail'in insan haklarını ihlal ettiğini tespit etmesine rağmen Birliğin Tel Aviv'e yaptırım kararı almamasını eleştirerek, "Bana göre bu, hukuki bir değerlendirmeye, Gazze'de devam eden soykırım riskine ilişkin herhangi bir bağımsız hukuki değerlendirmeye dayanmayan siyasi bir kararın yansıması." görüşünü paylaştı.

AB'nin Gazze'deki soykırımı durdurmak üzere İsrail'e "büyük baskı" uygulayabileceğini ancak bunu tercih etmediğini belirten Kemp, bunun "hayal kırıklığı" oluşturduğunu kaydetti.

Kemp, bu kararın aynı zamanda AB'nin kendi iç raporlarına "şüpheyle yaklaştığını" gösterdiğini kaydederek "Bunun AB'nin insan hakları ve uluslararası insani kuralların garantörü olarak dünyadaki rolü açısından ileriye dönük olumsuz sonuçları olacağını düşünüyorum." diye konuştu.

AB üyesi ülkelerin soykırımı durdurma yükümlülükleri var

Slovenya, İspanya, İrlanda ve Belçika'nın İsrail'e karşı "daha güçlü adımlar atmaya istekli" olduklarını dile getirdiklerini aktaran Kemp, "(AB üyesi 27 ülke) Bu devletlerin, AB yükümlülüklerinden ayrı olarak, uluslararası hukuk kapsamında kendi bağımsız yükümlülükleri var. Örneğin bu devletler Soykırım Sözleşmesi'ne tarafsa, dünyada soykırımın önlenmesine yardımcı olma yükümlülükleri var." dedi.

Profesör Kemp, soykırımı engelleme sorumluluğunun AB üyesi devletlere Birliğin tutumundan bağımsız olarak İsrail'e karşı harekete geçmeleri için "çok sağlam bir zemin" oluşturduğunu vurguladı.

İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması "tek yasal ve doğru" sonuç olurdu

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kurumları Ofisi Direktörü Geddie, 15 Temmuz'daki toplantıdan önce AB-İsrail arasında Gazze'deki insani durumu iyileştirmek için yapılan anlaşmaya dikkati çekerek, "Anlaşma hakkında hiçbir bilgimiz yoktu, neleri içeriyordu, hangi mekanizmalar vardı? Yazılı bir anlaşma yok ama yine de bu durum dışişleri toplantısında üye devletlerin muhtemel iyileştirmeler hakkında konuşabileceği bir ortam yarattı." diye konuştu.

AB Dış İlişkiler Servisi'nin İsrail'in uluslararası hukuka bağlılığına ilişkin kendi soruşturması ve raporunda 38 ihlal tespit ettiğini belirten Geddie, "(AB Dışişleri Bakanları Toplantısı) Bu toplantının tek bir yasal ve doğru sonucu olabilirdi, o da anlaşmanın askıya alınmasıydı." dedi.

Geddie, toplantıdan anlaşmanın askıya alınması kararının çıkmamasının "çok hayal kırıklığı oluşturduğunu" ifade ederek, "(Bu karar) AB'yi sadece kendi içinde ve bu önemli durumları ele alma konusundaki birliğini zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda diğer çatışmalar, ilerideki diğer durumlar açısından da küresel olarak insan haklarını vb. savunan bir Birlik olması gereken AB'yi dünyanın gözünde zayıflatıyor." değerlendirmesini yaptı.

AB Komisyonu Gazze'deki soykırımı engellemek için "yeterli adım atmadı"

AB müktesebatının insan hakları ve uluslararası hukuka saygıyı esas aldığını kaydeden Geddie, AB Komisyonu'nun bu nedenle iç ve dış politikadaki hamlelerde bu esasa uyulmasını sağlaması gerektiğini ifade etti.

Geddie, Komisyon'un AB'nin kurucu anlaşmalarındaki prensiplerin "koruyucu rolünü" yerine getirme, insan haklarına saygı gösterme ve üye ülkelerinde aynı şeyi yaptığından emin olma konusunda "kararlılık eksikliği" gösterdiğini söyleyerek, "Gerçekten de, her gün canlı olarak izlediğimiz, belgelenmiş bir soykırımın üzerinden 21 ay geçmesine rağmen komisyon yeterli adım atmadı." dedi.

"AB'nin itibarı ve 27 ülkenin birliği risk altında"

Uluslararası Af Örgütü olarak temel amaçlarının AB ve üye ülkelerin "İsrail'in Gazze'deki soykırımını destekledikleri tüm araç ve mekanizmaları gözden geçirmesi" olduğunu kaydeden Geddie, "Bu, siyasi yayın, silah ihracatı, yerleşimci sömürge projesini destekleme, İsrail ile devam eden bağlar ve ayrıcalıklı muamele yoluyla olabilir. Ellerindeki tüm araçları kullanmaları gerekmekte. Bu bir zorunluluk." yorumunu yaptı.

Geddie, 21 aydır Gazze'deki soykırımın sürdüğünü ve bunun durdurulması için AB'nin hemen harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak "Sadece AB'nin kendi itibarı risk altında değil. Bence 27 devletin birliği de risk altında, çünkü AB kendi adımlarını atmazsa üye devletler tek başına hareket etmek zorunda kalacak." diye konuştu.

Gazze'de acil adımlar atılması gerektiği halde uzun süredir bölgedeki durumla ilgili eylemsizliğini sürdüren AB kurumlarının Birliğin en üst yargı organı olan Avrupa Adalet Divanına şikayet edilmesine değinen Geddie, bu davanın "sembolik" değerinin bulunduğunu belirtti.

Geddie, Avrupa Adalet Divanının AB Komisyonu'nun İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nı Birlik hukuku çerçevesinde uygulamadığı kararı vereceği görüşünü paylaştı.

HAKKIMIZDA

ÇINAR FM, Gümülcine'den yayın yapan Batı Trakya Türk Azınlığı'nın tek dernek ve haber radyosudur.

Daha önce farklı bir isimle çalışan radyo 30 Nisan 2010'da ÇINAR Derneği tarafından satın alındı. Bu tarihten itibaren baştan sona yenilenerek, yepyeni ve farklı bir anlayışla ÇINAR FM olarak yayın hayatına devam etmektedir.

ÇINAR FM, Batı Trakya'da Müslüman Türk Azınlık mensupları tarafından kurulan ÇINAR Derneği'nin büyük fedakârlıklarla ve gönüllülük esasına göre yayın hayatını sürdürmeye çalışan bir KAMU hizmetidir. Derneğimize destek vererek sesimizin daha güçlü bir şekilde duyurulmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Türkçe ve Yunanca haber bültenleri, haber ve tartışma programları yanısıra, eğitsel ve kültürel programlar da sunan radyo, bir haber, kültür ve bilgi radyosu olmaya yönelik gayretlerini sürdürmektedir. Uluslararası müzik de çalan ÇINAR FM, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ilk ve tek dernek/topluluk ve haber radyosu özelliğini taşımaktadır.

Hep birlikte daha güçlü daha sesli daha dinamik bir Çınar FM için elele. Bu radyo sizin, bu radyo hepimizin...

Çınar FM 91.8
© 2026 Çınar FM 91.8
KÜNYE
Çınar FM 91.8 - Haber radyosu
Sahibi: Çınar Derneği
Genel Sorumlu: Cengiz ÖMER
Yayın ve Reklam Koordinatörü: Necat AHMET
Adres: A. Manesi 5, Komitini 69100, GREECE
Tel: +30 25310 26001
E-posta: cinarfm91.8@gmail.com
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
CINAR FM 91.8 - Ενημερωτικός Ραδιοφωνικός Σταθμός
Ιδιοκτησία: Σύλλογος "Ο Πλάτανος"
Νόμιμος Εκπρόσωπος - Διευθυντής: Ζενγκίς ΟΜΕΡ
Συντονιστής Προγραμμάτων και Διαφημίσεων: Νετζάτ ΑΧΜΕΤ
Διεύθυνση: Α. Μάνεση 5, Κομοτηνή 69100
Τηλ: +30 25310 26001
Ηλ. Διεύθυνση: cinarfm91.8@gmail.com