Kirli emellerinize evlâtlarımızı alet etme gayretleriniz nafile: Başaramayacaksınız!
Gümülcine Celal Bayar Azınlık Ortaokulu – Lisesi öğrencilerinin iki Hristiyan öğretmen gözetiminde Eski Cami ziyareti tepkilere neden oldu.
Gümülcine Celal Bayar Azınlık Ortaokulu – Lisesi öğrencilerinin iki Hristiyan öğretmen gözetiminde Eski Cami ziyareti ve Dolaphan’daki “Kalanda” tartışması aynı zincirin halkası mı?
Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır çözülemeyen iki temel sorunu olan müftülük ve vakıflar meselesi, son günlerde yeniden tartışma konusu oldu. Gümülcine Celal Bayar Azınlık Ortaokulu – Lisesi öğrencilerinin Gümülcine’deki Eski Cami’ye iki Hristiyan öğretmen nezaretinde gerçekleştirdiği ziyaret ve bu ziyaret sırasında idare tarafından uluslararası hukuka aykırı bir şekilde dayatılan tayinli müftü ile tayinli vakıf yönetiminin öğrencileri karşılaması, Azınlık kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
Ziyaretin ardından Gümülcine Vakıflar İdaresi tarafından sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar ve yapılan açıklamalar, ilk bakışta sıradan bir “eğitim ziyareti” gibi sunulsa da, Azınlık çevreleri bu tablonun arka planında farklı bir amaç bulunduğunu dile getiriyor.
Azınlık temsilcilerine göre, bu tür faaliyetler Türk Azınlığına dayatılan tayinli müftü ve vakıf yönetimlerine Azınlık içinde meşruiyet kazandırma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Toplum nezdine kabul görmeyenler adeta kirli emellerine ulaşmak için Batı Trakya Müslüman Türklerinin evlâtlarını alet etmeye çalışıyor.
Azınlığın kronik sorunu: Müftülük ve vakıflar
Batı Trakya’da vakıf yönetimleri sorunu 1968 askeri cunta döneminden, müftülük sorunu ise 1985 yılından bu yana devam ediyor. Batı Trakya Türk Azınlığı, vakıf yönetimlerinin seçimle belirlenmesini ve müftülerin Azınlığın iradesiyle göreve gelmesini talep ediyor.
Ancak Yunanistan devleti bugüne kadar bu talepleri karşılayacak bir düzenleme yapmak yerine, Türk Azınlık iradesini yok sayan dayatmacı yönetim yapısını sürdürmeyi tercih etti. Bu nedenle Azınlık toplumu, devlet tarafından atanan müftü ve vakıf yöneticilerini meşru temsilci olarak kabul etmiyor.
Son dönemde ise bu Türk Azınlığı yok sayan tayinli yapıların toplum içinde kabul görmesini sağlamak amacıyla çeşitli girişimlerin arttığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Öğrenciler üzerinden yürütülen “görünürlük” politikası
Celal Bayar Azınlık Ortaokulu – Lisesi öğrencilerinin Eski Cami ziyareti de bu tartışmaların ortasında gerçekleşti.
Okulda görevli iki Hristiyan Yunanlı öğretmenin bir grup öğrenciyi camiye götürdüğü ve öğrencileri burada tayinli sözde müftü ile tayinli sözde vakıf idaresi başkanının karşıladığı öğrenildi. Daha sonra bu ziyaretin fotoğrafları sosyal medyada paylaşılırken, öğrencilerin caminin tarihi ve dini önemi hakkında bilgilendirildiği ve vakıf yönetiminin rolünün anlatıldığı ifade edildi.
Ancak Türk Azınlık kamuoyunda asıl tartışma konusu olan nokta, bu ziyaretin sıradan bir kültürel gezi olup olmadığı.
Birçok kişi şu soruların cevaplanması gerektiğini dile getiriyor:
- Ziyaret nasıl ve kimin talimatıyla organize edildi?
- Türk Azınlığın Özerk Eğitim ve Din işlerine hukuksuzca müdahale eden birimlerin müdahalesi var mıydı?
- Okul yönetimi bu programdan haberdar mıydı?
- Velilerin bu ziyaret hakkında bilgisi ve onayı var mıydı?
- Öğrencileri karşılayacak kişilerin kim olduğu önceden bildirildi mi?
Bu soruların henüz net bir şekilde cevap bulmaması, ziyaretin niteliği konusunda endişeleri artırıyor.
Dolaphan Ortaokulu’ndaki Kalanda etkinliği hafızalarda
Azınlık kamuoyunda bu ziyaretin yarattığı tepkinin arkasında ise çok uzak olmayan bir geçmişte yaşanan başka bir olay bulunuyor.
Geçtiğimiz aylarda Dolaphan Ortaokulu’nda düzenlenen “Kalanda” etkinliği de benzer şekilde tartışmalara neden olmuştu. Ortodoks Hristiyan-Yunan yılbaşı geleneği olan Kalanda etkinliğinin Müslüman Türk Azınlık okulunda düzenlenmesi tepkilere yol açmış, gelen eleştirilerin ardından etkinlik “masum bir yılbaşı şarkıları etkinliği” olarak gösterilmeye çalışılmıştı.
Ancak Türk Azınlık kamuoyu bu açıklamayı yeterli bulmamış ve Türk Azınlık okullarının kimliği ve misyonu konusunda hassasiyetlerini dile getirmişti.
Bugün Celal Bayar Ortaokulu-Lisesi öğrencilerinin Eski Cami ziyareti üzerinden yaşanan tartışmalar da birçok kişi tarafından aynı yaklaşımın devamı olarak görülüyor.
Çocuklar tartışmaların parçası yapılmamalı
Batı Trakya Türk Azınlığı açısından mesele yalnızca bir ziyaret ya da etkinlikten ibaret değil. Tartışmanın merkezinde çocukların ve öğrencilerin siyasi veya idari tartışmaların dolaylı unsuru haline getirilmesi bulunuyor.
Türk Azınlık temsilcileri, eğitim kurumlarının çocukları bu tür tartışmalı konuların içine çekmemesi gerektiğini vurguluyor. Öğrencilerin dini ve kültürel mirası tanıması elbette önemli görülse de, bu tür ziyaretlerin Azınlık tarafından meşru kabul edilmeyen yapıların tanıtımına dönüşmesi tepkiyle karşılanıyor.
Kamuoyuna göre, Türk Azınlık okulları ve öğrencilerinin Türk Azınlık karşıtı unsurların kirli emellerine alet edilmesine Batı Trakya Türklerinin asla izin vermeyeceği gerçeğini görmezden gelenler er veya geç bunu kabul etmek zorunda kalacaklardır. Türk Azınlık bilincini yok etme gayretleri nafile: Asla başaramayacaklar.
Türk Azınlığın talebi değişmedi
Batı Trakya Türk Azınlığının müftülük ve vakıf yönetimleri konusundaki talebi ise yıllardır değişmiş değil.
İslam'a ve uluslararası hukuka göre:
- Müftüler Türk Azınlık tarafından seçilmelidir.
- Vakıf yönetimleri tayinle değil seçimle belirlenmelidir.
- Türk Azınlığın dini ve hayır kurumlarının yönetiminde toplumun iradesine saygı gösterilmelidir.
Türk Azınlık çevrelerine göre, öğrenciler üzerinden gerçekleştirilen sembolik ziyaretler veya sosyal medya paylaşımları bu temel talebi ortadan kaldırmıyor.
Türk Toplumu daha dikkatli ve bilinçli olmalı
Yaşanan gelişmeler, Batı Trakya Türk toplumunda kurumlara ve eğitim alanına yönelik hassasiyetin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Toplumun geniş kesimleri, Azınlık çocuklarının herhangi bir şekilde algı operasyonlarının aracı haline getirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Batı Trakya Türk Azınlığı bundan sonra çok daha dikkatli olmalıdır. Zira toplum nezdinde kabul görmeyenler veya Türk Azınlığın iradesine rağmen tayin ettiklerini meşru ve sevimli göstermek isteyenler evlatlarımızı kirli emellerine alet etmeye devam edecekleridir.
Anlaşılan odur ki, acizler “bel altı” oynamaya başladılar. Ancak şunu da kendilerine hatırlatmakta fayda var: Bu aciz tavırlarınız, yaptıklarınızı ve tayin ettiklerinizi hiçbir zaman toplum nezdinde meşrulaştıramayacaktır.
İsterseniz bu yöntemle devam edin. Sadece kirli emellerinizin ürünü olan hukuksuzluk batağında battıkça batacaksınız, o kadar.