Yunanistan’da kriz bitti mi? Kâğıt üzerinde evet, halkın hayatında hayır…
Yunanistan kâğıt üzerinde krizden çıkmış görünüyor, ancak milyonlarca insan için yoksulluk, borç ve belirsizlik hâlâ günlük yaşamın bir parçası.
Ekonomik krizden on beş yıl sonra Yunanistan, görünüşte yeni bir sayfa açtı. Memorandumlar artık geçmişte kaldı, kâğıt üzerindeki makroekonomik göstergeler toparlanmayı işaret ediyor ve hükümetler sık sık "başarı hikâyesi" anlatısını yeniden gündeme getiriyor. Ancak toplumun büyük çoğunluğu için bu anlatı gerçekle örtüşmüyor. Kriz bitti ama sadece rakamlar için…
bankingnews.gr haber sitesinde yer alan kapsamlı analizde, Yunan toplumunun yaşadığı ekonomik ve sosyal açmazlar 11 başlık altında özetlendi:
1. Açlık sınırında maaşlar:
2025 itibarıyla asgari ücret 880 euro brüt, yani yaklaşık 750 euro net. Ancak kahvenin 7€, ekmeğin 1,5€ olduğu bir ülkede bu ücret temel ihtiyaçları dahi karşılamıyor. Emekçiler çalıştıkları hâlde yoksullukla boğuşuyor. Bu maaş, ücret değil; adeta hayatta kalma yardımı.
2. Kiralar bel büküyor:
2024’te Atina’da ortalama kira 650 euroyu aşarken, turistik bölgelerde 1000 euroya kadar çıkıyor. Airbnb furyası, yatırımcı iştahı ve konut politikası eksikliği yaşam maliyetini uçurdu. Asgari ücretin %80’i kiraya gidiyor, gerisiyle ne yapılabilir?
3. Hane halkı borç batağında:
Halkın devlete ve bankalara olan borcu 104 milyar euroyu aştı. 4,5 milyon vergi numarası gecikmiş borçlu. İnsanlar artık gıda, elektrik ve çocuklarının eğitimi için borçlanıyor. Devletin krizini haneler devraldı.
4. Kamu borcu hâlâ devasa:
370 milyar euroyu aşan kamu borcu, GSYH’nin %141’ine denk geliyor. Uluslararası kuruluşlar “borç sürdürülebilir” diyor, ama sıkı tasarruf politikaları devam ettiği sürece. Memorandumlar bitti, ama kemer sıkma bitmedi.
5. Sağlık sistemi tükenmiş durumda:
Pandeminin ardından Yunanistan Ulusal Sağlık Sistemi (ESY), personel ve malzeme yetersizliğiyle baş etmeye çalışıyor. Parasız bir vatandaş, sağlık hizmetine erişip erişemeyeceğini bilmiyor. Sağlık bir hak olmalı, piyango değil.
6. Eğitim sınıfsal bir lükse dönüştü:
Kâğıt üzerinde ücretsiz olan eğitim sistemi için halk yılda 1 milyar eurodan fazla harcıyor. Özel dersler, yabancı dil kursları ve altyapı eksikleri eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırdı. Parası olmayan okuyamıyor.
7. Göç: Sessiz bir kan kaybı:
2010’dan bu yana yarım milyondan fazla Yunan vatandaşı – çoğu genç ve üniversite mezunu – yurt dışına gitti. Dönüşlerse oldukça sınırlı. 900 euro maaş ve 30 m²’lik daireye 700 euro kira vermek için kim geri döner?
8. Artan eşitsizlik normalleşiyor:
Yunan halkının %26,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Ülkenin en zengin %10’u toplam servetin %42’sine sahipken, alt %50 yalnızca %10’unu elinde tutuyor. Varlık birkaç elde birikiyor, toplumun geri kalanı yoksullaşıyor.
9. Siyasete güven dibe vurdu:
2023 seçimlerinde seçmen katılımı yalnızca %52,5. Halk, tekrar eden yüzlerden, çözüm üretmeyen sistemden ve gelecek umudunun olmamasından bıkmış durumda. Bu sadece bir seçim boykotu değil, sessiz bir isyan.
10. Toplumsal yapı çözülüyor:
Refah politikalarının yokluğu, alt ve orta sınıfa yüklenen baskı, kurumlara duyulan güvensizlik ve ekonomik güvencesizlik, toplumu kutuplaştırıyor. Halk ya öfkeli, ya korkak, ya da tamamen vazgeçmiş durumda.
11. Günübirlik kalkınma modeli:
Turizm GSYH’nin %25’ini oluşturuyor. Ancak bu tek odaklı büyüme modeli kırılgan ve geçici. Tarım ve üretim zayıflamış, bilgiye ve yeniliğe yatırım yok. Sürdürülebilir bir kalkınma planı olmadan, ülke sadece “güneş, deniz ve frappe”ye mahkûm.
Gerçek çıkış yok, sadece basın bültenlerinde var
Yunanistan bugün mali açıdan istikrarlı görünebilir, ancak toplumsal olarak derin bir kırılma yaşıyor. Eğer gerçekten kriz bitti diyorsak, neden:
- Gençler bir stüdyo daire bile kiralayamıyor?
- Aileler üç işte çalışıp zar zor geçiniyor?
- İnsanlar artık kendilerine bile güven duymuyor?
“Krizden çıkış” bir anlatı olabilir, ama çoğunluğun yaşadığı gerçeklik değil.
Gerçek bir çıkış; rakamlarla değil, onurlu yaşam, istikrar ve umutla ölçülür. Bunlar olmadığı sürece, kriz de bitmiş sayılmaz.