DEB Partisi’nden Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı: “Batı Trakya Türkleri hedefte – Ama biz buradayız!”

Batı Trakya Türklerinin tek siyasi partisi olan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı.

Batı Trakya 10 Aralık 2025
DEB Partisi’nden Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı: “Batı Trakya Türkleri hedefte – Ama biz buradayız!”

Batı Trakya Türklerinin tek siyasi partisi olan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, son dönemde artan nefret söylemlerine dikkat çekti.

Parti, Avrupa Parlamentosu’nda Avrupa Hür İttifakı (EFA) çatısı altında düzenledikleri “Ulusal Azınlıkların Demokratik Katılımı” konulu konferansın ardından sosyal medyada hedef alındıklarını belirtti.

DEB Partisi, etkinlik sonrasında paylaşılan video ve görüntülerin Batı Trakya Türk toplumu tarafından gururla karşılandığını, ancak Yunan kamuoyunun belli kesimlerince sert ve tehditkâr ifadelerle saldırıya uğradıklarını açıkladı. Parti tarafından yapılan değerlendirmede sosyal medyada sistematik biçimde toplanan verilerin “endişe verici bir tablo” ortaya koyduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre, paylaşımlar altında şu tür nefret içerikli yorumlar tespit edildi:

- “Türkseniz Türkiye’ye gidin” şeklinde sürgün çağrıları

- Ağır hakaret ve küfürler

- Kimlik inkârı

- “Moğollar”, “Barbarlar” gibi etnik nefret söylemleri

- Tarihi olaylar üzerinden nefret söylemini meşrulaştırmaya çalışan whataboutism örnekleri

- Din ve dil temelinde ayrımcı hakaretler

- “Camilerinizin altı silahlarla dolu” şeklinde iftiralar

- Açık ölüm tehditleri ve etnik temizlik çağrıları

DEB Partisi, “2025 yılında yalnızca etnik kimliğimizi dile getirdiğimiz için bu denli nefret söylemine maruz kalmak hepimizi derinden düşündürmelidir” sözleriyle tabloya dikkat çekti.

“Bu ortam tesadüf değil; Atina’nın politikaları ve medya dili etkili”

Mesajda, nefret ortamının kendiliğinden oluşmadığı, Atina yönetiminin yıllardır Batı Trakya Türk toplumuyla doğrudan diyalog kurmayan yaklaşımının bu gerilimi beslediği ifade edildi. DEB, Yunan medyasının da azınlığı sistematik biçimde “ötekileştiren” bir dil kullandığını ve toplumun sık sık çarpıtılmış haberlerle güvenlik tehdidi gibi gösterildiğini vurguladı.

Batı Trakya Türklerinin Yunanistan’ın egemenliğine ve yasalarına daima saygı duyduğunun altını çizen DEB Partisi, esas sorunun “diyalogdan kaçınan devlet yaklaşımı” olduğunu savundu.

“Köprü kurmak istiyoruz ama kimliğimizden vazgeçmeyiz”

DEB Partisi mesajında, toplumun barış içinde yaşama iradesinin güçlü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu mesafeyi kaldırmak, duvarları değil köprüleri büyütmek istiyoruz. Ama kim olduğumuzu inkâr ederek değil. Bizler ‘Yunan Müslümanları’ değiliz — Batı Trakya Türkleriyiz. Kimliğimiz siz ‘yok’ diyorsunuz diye yok olmayacak.”

Son bölümde ise toplumun kararlılığı şu cümleyle vurgulandı:

“Bize kimlik atayamazsınız, nefret söylemiyle de yıldıramazsınız. Biz bu ülkenin düşmanı değil; onun gerçeğiyiz. Biz buradayız.”

--- -- ---

Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi’nin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle yayımladığı mesajın tamamı aşağıdaki gibidir:

“Geçtiğimiz günlerde, üyesi olduğumuz Avrupa Hür İttifakı (EFA) çatısı altında Avrupa Parlamentosu’nda “Ulusal Azınlıkların Demokratik Katılımı” konulu bir konferans düzenledik. Konferansın ardından etkinlikten kısa kesitler’ sosyal medyada paylaşıldı. Toplumumuzdan gelen destek ve gurur dolu mesajlar bizleri mutlu ederken, ne yazık ki Yunan kamuoyunun belirli kesimlerinden son derece sert, nefret dolu ve tehditkâr tepkilerle de karşılaştık. Bu söylemlerin tamamını sistematik biçimde kayıt altına alıp incelediğimizde ve oranladığımızda, tablo endişe vericiydi.

Verilere göre, paylaşımlarımızın altına gelen yorumlarda:

- “Türkseniz Türkiye’ye gidin” gibi sürgün çağrıları,

- Ağır hakaret ve küfürler,

- Kimlik İnkarı

- “Moğollar”, “Barbarlar” gibi ifadelerle yöneltilen etnik nefret söylemleri,

- Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan tarihi acı hatıraları öne sürerek nefret söylemini meşrulaştırmaya çalışan peki şunun hakkındacılık (whataboutism) örnekleri,

- Din ve dil üzerinden ayrımcı hakaretler,

- “Camilerinizin altı silahlarla dolu” şeklinde açık iftiralar,

- ve nihayetinde “ölüm tehditleri” ile “etnik temizlik çağrıları” tespit edilmiştir.

2025 yılında, yalnızca etnik kimliğimizi dile getirdiğimiz için bu denli nefret söylemine maruz kalmak hepimizi derinden düşündürmelidir. Bugün, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Çünkü insan haklarının özü; kişinin kimliği, inancı, dili ve kültürü nedeniyle hedef gösterilmeden, tehdit edilmeden, özgürce var olabilmesidir.

Bu nefretin kaynağı ise tesadüf değildir. Bu ortamın oluşmasına alan açan, Atina yönetimi ve onun etkisi altındaki medya söylemleridir. Atina yıllardır, Batı Trakya’daki Türk toplumu ile doğrudan diyalog kurmadan, bölgenin realitesini görmezden gelerek politikalar üretmektedir. Atina’nın güdümündeki Yunan medyasında ise Azınlık, sanki ülke güvenliği için bir tehdit unsuruymuş gibi gösterilmekte veya bölgedeki durum çarpıtılmaktadır; toplumumuz sistematik biçimde “ötekileştirilmektedir.” Oysa Batı Trakya Türkleri, Yunanistan’ın egemenliğine ve yasalarına daima saygı göstermiştir ve göstermeye devam edecektir.

Peki, bu durumda asıl sorun kimde? Diyalogdan kaçan biz miyiz, yoksa gerçeklerle yüzleşmekten kaçan Atina mı? Yoksa, kapsayıcılıktan uzak, toplumsal mesafeyi derinleştiren politikalar mı?

Biz bu mesafeyi kaldırmak istiyoruz, duvarları değil köprüleri büyütmek istiyoruz. Ama kim olduğumuzu inkâr ederek değil. Bizler “Yunan Müslümanları” değiliz — Batı Trakya Türkleriyiz. Batı Trakya’daki Türk kimliği biz söyledik diye de ortaya çıkmadı, siz “Yok” diyorsunuz diye de yok olmayacaktır. Ne kimliğimizin inkâr edilmesine ne de başkaları tarafından yeniden tanımlanmasına izin vermeyeceğiz. Bize etnik ya da dini kimlik atayamazsınız; bizi bu tür nefret söylemleriyle de yıldıramazsınız; Çünkü biz, bu ülkenin düşmanı değil; onun gerçeğiyiz, onun parçasıyız, geçmişiyle, diliyle, kültürüyle bu toprakların zenginliğiyiz ve bilin ki...

BİZ BURADAYIZ!"

HAKKIMIZDA

ÇINAR FM, Gümülcine'den yayın yapan Batı Trakya Türk Azınlığı'nın tek dernek ve haber radyosudur.

Daha önce farklı bir isimle çalışan radyo 30 Nisan 2010'da ÇINAR Derneği tarafından satın alındı. Bu tarihten itibaren baştan sona yenilenerek, yepyeni ve farklı bir anlayışla ÇINAR FM olarak yayın hayatına devam etmektedir.

ÇINAR FM, Batı Trakya'da Müslüman Türk Azınlık mensupları tarafından kurulan ÇINAR Derneği'nin büyük fedakârlıklarla ve gönüllülük esasına göre yayın hayatını sürdürmeye çalışan bir KAMU hizmetidir. Derneğimize destek vererek sesimizin daha güçlü bir şekilde duyurulmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Türkçe ve Yunanca haber bültenleri, haber ve tartışma programları yanısıra, eğitsel ve kültürel programlar da sunan radyo, bir haber, kültür ve bilgi radyosu olmaya yönelik gayretlerini sürdürmektedir. Uluslararası müzik de çalan ÇINAR FM, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ilk ve tek dernek/topluluk ve haber radyosu özelliğini taşımaktadır.

Hep birlikte daha güçlü daha sesli daha dinamik bir Çınar FM için elele. Bu radyo sizin, bu radyo hepimizin...

Çınar FM 91.8
© 2026 Çınar FM 91.8
KÜNYE
Çınar FM 91.8 - Haber radyosu
Sahibi: Çınar Derneği
Genel Sorumlu: Cengiz ÖMER
Yayın ve Reklam Koordinatörü: Necat AHMET
Adres: A. Manesi 5, Komitini 69100, GREECE
Tel: +30 25310 26001
E-posta: cinarfm91.8@gmail.com
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
CINAR FM 91.8 - Ενημερωτικός Ραδιοφωνικός Σταθμός
Ιδιοκτησία: Σύλλογος "Ο Πλάτανος"
Νόμιμος Εκπρόσωπος - Διευθυντής: Ζενγκίς ΟΜΕΡ
Συντονιστής Προγραμμάτων και Διαφημίσεων: Νετζάτ ΑΧΜΕΤ
Διεύθυνση: Α. Μάνεση 5, Κομοτηνή 69100
Τηλ: +30 25310 26001
Ηλ. Διεύθυνση: cinarfm91.8@gmail.com